ABD Başkanı Donald Trump’ın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik operasyonda kullanıldığını öne sürdüğü “discombobulator” adlı silah uluslararası kamuoyunda tartışma yaratmaya devam ediyor.
Trump, NewsNation’a verdiği röportajda, ABD ordusunun Maduro’ya karşı yürüttüğü harekâtta daha önce hiç kullanılmamış askeri teknolojilerden yararlandığını savundu. Operasyonda “gizli bir ses silahı” devreye alındığını belirten Trump, Washington’un kimsenin haberdar olmadığı kapasitelere sahip olduğunu iddia etti.
Daha sonra New York Post’a konuşan Trump, saldırıda “discombobulator” adını verdiği yeni bir sistemin kilit rol oynadığını söyledi. Bu teknolojinin karşı tarafın askeri teçhizatını işlevsiz hale getirdiğini dile getiren Trump, ayrıntı paylaşmasının yasak olduğunu ifade ederek, “Rus ve Çin yapımı roketleri vardı ancak hiçbiri ateşlenemedi. Düğmelere bastılar ama sistemler çalışmadı.” dedi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de operasyonun ardından sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Venezuela’da bulunduğunu belirttiği bir güvenlik görevlisinin ifadelerine yer verdi. Söz konusu kişi, ülkedeki radar sistemlerinin aniden devre dışı kaldığını, yoğun bir ses dalgasına benzer bir etki hissettiğini ve şiddetli baş ağrısı yaşadığını öne sürdü.
Trump’ın hakkında sınırlı bilgi verdiği ve kamuoyunda daha önce adı duyulmayan bu silah, uzmanların da dikkatini çekti.
Radar ve savunma altyapısı hedef alındı
CNN’e konuşan ABD’li askeri yetkililere göre, Venezuela’ya yönelik operasyon; radar ağlarını, iletişim hatlarını ve hava savunma sistemlerini etkisiz hale getirmeyi amaçlayan koordineli saldırılarla başladı. Bu adımın, özel kuvvetlerin ülkeye girişini kolaylaştırmak için hava sahasının kontrol altına alınmasını sağladığı belirtildi.
ABD Genelkurmay Başkanı Hava Kuvvetleri Generali Dan Caine, 150’den fazla uçağın operasyonda görev aldığını açıkladı. Bombardıman uçakları, savaş jetleri ile istihbarat ve gözetleme platformlarının harekâta katıldığı bildirildi.
ABD’li bir yetkili, operasyon sırasında Venezuela’nın erken uyarı ve hava savunma sistemlerinin siber yöntemlerle devre dışı bırakıldığını aktardı. Kara harekâtı aşamasında ise personelin yön ve algısını bozmayı hedefleyen akustik araçların kullanıldığı belirtildi. Trump, bu aşamada “discombobulator” sisteminin devreye alındığını ileri sürdü.
Uzmanlar ne diyor?
Savunma uzmanları ise “discombobulator”un devrim niteliğinde yeni bir silahtan ziyade, mevcut teknolojilerin birleşimini ifade eden bir kavram olabileceği görüşünde. Terimin tek başına bir silahı değil; siber, elektronik harp ve akustik sistemlerin entegre kullanımını tanımladığı değerlendiriliyor.
ABD ordusunun, sistemleri devre dışı bırakmak amacıyla Uzun Menzilli Aktif Akustik Uyarıcı (LRAD), elektronik harp kabiliyetleri ve “Stuxnet” benzeri siber araçlardan yararlandığı biliniyor. LRAD gibi sistemler, yüksek frekanslı ve yönlendirilmiş ses dalgalarıyla kalabalık kontrolü ve uyarı amacıyla kullanılıyor; ancak yoğun maruziyet halinde baş dönmesi, şiddetli ağrı ve işitme kaybına yol açabiliyor.
Bazı uzmanlar ise söz konusu sistemin yüksek güçlü mikrodalga temelli bir teknoloji olabileceğini öne sürüyor. Bu tür sistemlerin, fiziksel bir patlama yaratmadan hedef alınan elektronik altyapıyı ve biyolojik dengeyi bozabilecek kapasiteye sahip olduğu ifade ediliyor.
Ne olmuştu?
Venezuela’nın başkenti Caracas’ta 3 Ocak’ta yerel saatle 02.00 sıralarında patlama ve savaş uçağı sesleri duyulmuştu. Caracas yönetimi, bu gelişmelerin ardından ABD’yi ülkenin çeşitli noktalarındaki sivil ve askeri tesislere saldırı düzenlemekle suçlamıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, Maduro’ya karşı kapsamlı bir operasyon gerçekleştirildiğini ve Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını açıklamıştı. ABD Adalet Bakanı Pam Bondi ise Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında ABD’de dava açıldığını, Maduro’ya “uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı ve ABD’ye karşı ağır silah bulundurma” gibi suçlamalar yöneltildiğini bildirmişti.
Venezuela yönetimi, uluslararası topluma ABD’nin kınanması çağrısında bulunurken, bazı ülkeler operasyona tepki göstermiş, bazıları ise Washington’a destek veren açıklamalar yapmıştı.
Nicolas Maduro kimdir?
Venezuela’nın başkenti Caracas’ta 23 Kasım 1962’de dünyaya gelen Nicolas Maduro, lise yıllarında sosyalist siyasi oluşum olan Sosyalist Lig’e üye oldu.
Genç yaşında otobüs şoförlüğü de yapan, Caracas Metrosu’nda vatman olarak çalışmaya başlayan Maduro, şirketin yönetim kurulu üyeliğine yükseldi ve sendika başkanı seçildi.
Eski Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez’in kurduğu Bolivarcı Devrimci Hareket 200’ün (MBR-200) mensubu olan Maduro, Chavez’in 1992’de darbe sonucu hapse atılmasının ardından özgür kalması için önde gelen aktivistlerden biriydi.
Siyasi hayatına Ağustos 1999’da Venezuela Kurucu Ulusal Meclis üyesi olarak atılan Maduro, çeşitli komisyonlarda görev aldı.
Venezuela Ulusal Meclis Başkanlığı’nı Ocak 2006’da üstlenen Maduro, aynı yılın ağustos ayında ise Dışişleri Bakanlığı görevine getirildi. 10 Ekim 2012’de Devlet Başkan Yardımcılığı görevine gelen Maduro, 8 Mart 2013’te Chavez’in ölümünden birkaç gün sonra anayasayla Venezuela Devlet Başkanlığını üstlendi.
Maduro, 14 Nisan 2013’te düzenlenen devlet başkanlığı seçimlerini kazandı ve Chavezci yönetimin işçi sınıfından gelen ilk devlet başkanı oldu.
Görevi boyunca ABD ile gergin ilişkilere sahip olan Maduro, yaptırımların hedefi oldu ve hatta ABD, Maduro’nun tutuklanmasına yardım edene “50 milyon dolar” ödül vereceğini duyurdu.
Venezuela’da 2017’deki öğrenci protestoları ve 2018’de Maduro hükümetinin kazandığı seçimlerin muhalefet tarafından kabul görmemesi, hükümet ile muhalefet arasındaki tansiyonu yükseltti.
Maduro hükümeti, başta ABD tarafından olmak üzere çeşitli yaptırımlar ve “dünyada en yüksek enflasyon oranına sahip ülkeler” arasında yer almasıyla artan ekonomik sıkıntılar arasında siyasi krizlerle de karşı karşıya kaldı.
Bir etkinlikte yaptığı konuşma sırasında 2018’de suikast girişimine de maruz kalan Maduro, ülkesinde 2019’da ABD destekli muhalefetin kalkışmasını bastırmayı başardı.
Uzun süre uluslararası alanda tanınırlığını kaybeden Maduro, zaman zaman muhalifleriyle yaptığı müzakereler ve ılımlı açıklamalarıyla uluslararası alandaki yerini yeniden kazandı.
Maduro, yakın çevresi ve Venezuelalı petrol şirketlerinin, ABD tarafından uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanması, Washington yönetiminin terör listesine aldığı İran Devrim Muhafızları ve Hizbullah ile işbirliği yapmakla itham edilmesi artan gerilimin göstergeleriydi.
Venezuela’da 2024’te düzenlenen ve Maduro’nun kazandığı seçimlerin ardından, muhalefetin sonuçları reddetmesi, kazandıklarını iddia ettikleri tutanakları açıklaması ve hükümet kanadının resmi seçim tutanaklarını paylaşmaması, Chavezci hükümete yönelik baskıyı artırdı.
Avrupa ülkeleri ile ılımlı irtibatını son zamanda kaybeden hatta daha önce kendisine yakın duran Latin Amerika’daki sol iktidarların bulunduğu bölge ülkelerinin de eski desteğini kaybeden Maduro, Washington yönetiminin ciddi tehditleri ve önlemleriyle karşılaştı.
ABD’nin, Maduro ve Venezuelalı üst düzey askeri yetkililerin yönettiğini iddia ettiği “Cartel de los Soles”i terör örgütleri listesine alması, Washington’un Venezuela’ya müdahalesinin bahanesi olarak yorumlandı.
Buna karşın Maduro hükümeti ise ABD’nin başta petrol olmak üzere Venezuela’nın kaynaklarını kontrol etmek için sosyalist hükümeti hedef aldığını birçok kez ifade etti.
Şarkı söyleyip dans eden renkli kişiliği ve Filistin davasına yönelik tam desteğiyle sık sık gündem olan Maduro, Türkiye’yi en son 8 Haziran 2022’de ziyaret etti.
Maduro, Temmuz 2018’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yemin törenine, Haziran 2023’te de Erdoğan’ın yeniden seçilmesinin ardından düzenlenen göreve başlama törenine katılmak için Türkiye’ye geldi.
